• badekilinc

GERÇEK OLMAYANDAN GERÇEĞE

Çatlayıp, kırılsın, dökülsün öyleyse bu kabuk. Saçılsın kabuk içinde olan dışarıya. Saçılsın ey benlik, ey bedenlik, ey nefeslik, her neyse o karnımda biriken, aksın ne varsa. Zehir mi, acı mı, panzehir mi? Neyse olan aksın, yaraların içine dolan temizlesin.

Ey gökler, Güneş, Ay, gezegenler, toprak, su, ateş, hava, boşluk… Ey Varlık, al candan olmayanı benden. Ey Yaşam, al ki sislerin arkasında saklı kalan Güneş’im ısıtsın, ışıtsın, Ay’ım rehberlik etsin.

Korkan biri var içimde biliyor musun canım. Kalbimi yarıp içindekini görmenden. Saklayan, saklananın duyulmasından korkan birisi var. Ortaya çıkacak olandan ve toz duman içinde kaybolurum diye korkan birisi… “Kabuğum canımın önünde perde ama ben korkuyorum, perdenin yanmasından” diye bağıran birisi. Anlıyor musun? Yargılıyor musun? Eleştiriyor musun? Analiz mi ediyorsun? Hâlâ mı diyorsun? Evet hâlâ biliyor musun, hâlâ, an, an. Her şeyimdir sandığım kabuğumu kaybetmekten korkan biri var bende. İçimde birileri var. Korkumun sahibi kocaman bir ego var. Yok olmaktan korkan bir ego. Sıkı sıkı tutunduğum benliğimi kaybetmekten ürken birisi var. Ders mi veriyorsun, saçma mı diyorsun, zihninde beni mi çözümlüyorsun? Hâlâ mı diyorsun? An, an evet hâlâ korkuyorum biliyor musun? Korkan kim diye de soruyorum bazı an, korku kayboluyor bir an, bazen uzun bir an. Ama bazı an…

Gece uyuyamadım, saate baktım üç. Kalbimin çırpınması kaldırdı yataktan beni. Korkan biri vardı, bir de hiç korkmayan, rahat, güvenen. Beni uyutmayan birileri vardı bu gece. Kalktım, oturdum, masaya dirseklerimi dayadım, ellerimin kalemle hareketine bakarken, kelimelerle en yakınıma yakarırken ağladım. Al bedenimi aç ortadan, arala iman tahtasını, aç göğsümün kafesini. İçinde her an atanı çıkar aydınlığa ey canım cananım.

Al o zaman canım sandığımı, canmış-cananmış gibi bana sokulanı, beni sahipleneni, sahiplendiklerimi, kalbimin üzerine çöreklenip gerçeğini gizleyeni. Al, al, candan olmayanı, özümün önünde sis, varlığımın saflığına, çıplaklığına perde olanı bu tenden. Acırsa acısın razıyım. O acı da hem benim hem değil, hem benden hem değil. O acı da her haliyle kabulüm.

Gerçek olana varmadıkça, ezbere alışkanlıklarımla devam ettikçe; zihnimle-davranışlarımla-algımla, “kişiliğim” dediğimi, kendim sandığımı, kurguladığımı, daha da güçlendirip besleyecekmişim. Böyle dedi rüyamda bir kadın. Gözlerim doldu rüyamda, yüreğim kabardı, hıçkırık boğazıma dayandı. Uyandım, yüzüm ıslaktı. Al öyleyse kanımmış gibi akanı, canımmış gibi atanı, özümmüş gibi baktığımı, bana bakanı. Gökyüzündeki sisler dağılsın, Güneş’imin-Ay’ımın yüzü açılsın. Gizli olan ortaya çıksın. Gölgesi aslına işaret etsin. Gölgeye bakarken, kaynağına varayım. Gölgesini kaybetmekten korkan biri var bende canım, biliyor musun? Gölgem uzuyor, kısalıyor, genişliyor, inceliyor, kayboluyor. Bir öyle oluyor bir böyle. Onunla dalgalanan biri var bende. Bir de hareketin ve gürültünün ortasında bütün bu harekete ve gürültüye rahatça oturarak tanıklık eden biri var bende -ben ne demekse işte orada- sakin, sessiz, dingin, rahat.

Ne varsa kapalı-gizli açılsın evrenimde, fark edeceğim biçimde önüme.

Al öyleyse can gibi sarıldığımı. Ve korkumu da al, savur, korku olmayandan ayır, kat sonra yine saf-net-gerçek haliyle evrenime, evrimime. Bugün dostumla sohbette şekillendi, ortaya döküldü korku, dudaklarım arasında, sese-harfe-kelimeye büründü. Korkanın aslında kim olduğu, dilimin ucundan çıkıverdi. Yok olmaktan korkan, varlıktan olan ve varlığı gizleyen. Korkan kim canım dediğimde, bir de korkmayan yanım yüzünü sislerin ardından gösteriverdi. Erenler der ki: Kendi özüne inen, herkesin özüne iner. Kendi varlığına eren, bütün âlemlerin varlığına değer. Öyleyse gerçek ile hayal-gerçek olmayanı ser önüme. Ortada olana bakma cesareti, baktığımın ardındakini fark etme açıklığı aksın damarlarıma. Şefkatle dokunayım lime lime ettiğim tenime. Derinime inip her katmanıma-boyutuma ereyim. Bu eksiklik hissi, kendinden kuşku, tamam değilim-tam değilim endişesi, yalancı korku, yalancı can bana yarenlik eden arkadaşlar gibi dizilip karşıma, almam gerekeni verip bana, kapılarımdan çıkıp karışsınlar boşluğa, özgürlüğe. Ben yayılayım özgürlüğe dalga dalga. Varayım karanlıktan, sislerden aydınlığa.

Olan gösterirken olduğu gibi kendisini bana, can tenini tenime, gönül gözümdeki bağ-düğüm çözülsün. Al ben sandığımı benden, al kök salan -canımmış gibi- tek hakikatmiş gibi dolaşanı, içimden. Al beni benden, kat canına canımı. İşte budur niyetim; o can ki nefesimle dolsun en derinime, yayılsın tenimden dost-sevgili-yaşamın tenine.


***mantra

AUM asatoma sad gamaya tamasoma jyotir gamaya mrityorma amritamgamaya AUM


gerçek olmayandan gerçeğe, karanlıktan aydınlığa, ölümden ölümsüzlüğe varayım.


yazılarım www.kuraldisi.com da yayınlanmıştı. Pek çok yazar ve kıymetli eğitimlere ulaşmak isterseniz...Benim hayatımda çok çok önemli bir yeri var Nil Gün, Saim Koç ve Kuraldışı akademinin.



12 görüntüleme